'Garip ötesi tuhaf bir durum' demişti Ulaklara ağıt bir mesajında en son
Onüçüncü ayda Haftanın sekizinci günü Yağmurlu ve güneşli bir geceydi Mucizen olmaya ramak kalmıştı ki Gökkuşağının linç edildiği bir sabaha uyandım Duygusallığına intihar süsü verdiğin Suç üstü bir akşam vaktinde Gözlerimi açıp, Uykuya daldım tekrar...
Şimdilik sıkışıp kaldığım Bu cinnet akşamının kabusunda Gecenin kızılına boyadım saçlarını Gelmeni bekliyoruz uyanmak için...
Yüreğim, titrek ellerinin arasında atarken Biraz ıslak biraz da kırmızı Düşünceli bir umut türküsü dolaşıyor kaldırımlarda Eskilerden kalma... Sana bıraktığım çiçeklerin, Koklamadan bıraktığın Kurumuş yapraklarından Küçük bir gemi yaptım yüzdürüyorum Derin denizlerimde...
Gözlerimde son bakışın kalmış Bakamıyorum doymaya... Bir isyanın eteğine dolayacağım gözyaşlarını Devrilmiş cümleler anlatacak sana Hasretimi mektuplarımda Kırık dökük hatıralarla Süsleyeceğim yatağımı Damla damla akarken gün geceye Bir yudum suda eritip saflığını İlaç yapacağım yaralarıma Kanayan yanlarımın üzerine sıcaklığını örteceğim...
saç tellerinden bir koleksiyon yaptım Her renginden Yastığımın altına sakladım Arada bir ağlamak için...
Gelmeyeceksen eğer söyle Uyandırmasınlar beni Sensizliği yeterince haketmek için Kilometrelerce geriye yürümem lazım
Senden öncesi öyle uzaktı ki artık Anılarım bile yoktu sanki...
Nasıl hatırlıyorsam dünyayı seninle Bırak öyle kalsın...
Hatırlayamadığım bir düşte kayboldum yeniden, Gittiğini göremedim.
Görmeden de inanmam zaten...
Bu düşün içinde bir düş var! Hadi uyandır beni de birlikte gidelim
Ordu yollarına canım.
|